Meslegim geregi siklikla karsilastigim, uzun uzun dinledigim insanlarin hayatlarinda yasamak zorunda birakildiklari olumsuz duygulara ve yüklenmek zorunda kaldiklari agirliklara sahidim. Neredeyse her olumsuz duyguya ve duygusal agirliga neden olan ayni etken beliriyor Sevgisizlik. Sevgisizligin eksik biraktigi güven, deger ve saygi gibi ihtiyaclarin insan hayatindaki etkisini tüm ciplakligiyla görmek zorunda birakildigim bir meslegi icra ediyorum ve eksik olan bu ihtiyaclarimizin yarattigi ruhsal boslugu günümüzde maddesel boyutla doldurma cabamizin ne kadar yetersiz kaldigini gözlemliyorum. Sevgisizlik hepimize agir geliyor ve bas etme yöntemlerimiz uzun vadeli yetersiz kalabiliyor... Dogumla baslayan ve ölümle sonuclanan hayat serüvenimizde dogal olarak gelismeye programli olan zihnimiz her yasa uygun olgunlasma evrelerini tamamlamamiz icin gerekli potansiyeli sunar ve sonuc olarak insan olabilme ihtimalini sunar ancak bunun mümkün olabilmesi icin bu olgunlasma evrelerinin bir taraftan engelleyici veya caydirici etkenler tarafindan sabote edilmemesi gerekiyor, diger yandansaglikli kaynaklar tarafindan beslenmesi gerekiyor.